
Yolda karşıdan karşıya geçerken ne kadar yavaş yürürsem, onu bekleyen insanların hayatlarını ne kadar kötü hale getirebilirse bu küçücük eylemiyle o kadar mutlu olan, yaptığı her işten tiksinen ve kısasın, duyarsızlığın, “siklememenin” ve hatta diğer insanlara mütemadi bir “önce BENİM dediğim olacak” diyen bir hikayeye tanık oldum.
Bu tanıklığın en sonunda durup geriye baktığımda içine itildiğim her kavgadan çıkarken benzin döküp yakmak istedim.
Her şeye bahane bulan, her şeyi kendi istediği gibi yapmaya çalışan, otoriteye başkaldırıdan bihaber olup yaptığı işin doğrusunu anlatmaya çalışan herhangi birine “hiç durmadan cevap vermeyi" doğru zanneden bu hikayenin buraya nasıl geldiğini bulmaya çalıştım.
Açıklamaya başlıyorum. Gidiyorum “Bak” diyorum, “Bu durum benim için pek önemli ancak saygı duymuyorsun. Sen tekrar konuşmaya başlamadan önce düzeltebilir misin bilmek istiyorum.” “Tabii ki aynen konuştuğumuz gibi endişe etmene gerek yok ” diyorlar. Yani kendilerine o kadar güveniyorlar ki ben anında anlıyorum olmayacak bu iş. Bu kadar özgüven, işini iyi bilen ve yapan birinde olamaz. Olmamalıdır. Ama ben gerizekalı olduğum için “Peki. Ama yapamazsan konuşmaya ben başlayacağım” diyorum. “Öyle bir şey olmaz merak etme .” diyorlar. Çünkü biliyorlar olsa da sike sike susturulacağımı . Çünkü biliyorlar, bu misafir “lanet olsun tamam allahın aşkına nasıl istiyorsan öyle olsun ve sus” diye ya da “huraa hoooo” der, bağırır ve itaat etmeye başlar.
Olmadı. Yapamadılar. Anasını siktiler sözcüklerin.
İkinci defa bir olayın içinde kaldım oraların en yakını diye bilinenlerle. Olayın sonucunda dedim “ben bu işin içinde olmam!”, “Dediler çok özür dileriz. Hemen konuyla ilgili ne gerekiyorsa yapılacaktır. ilgilenen arkadaşa ulaşıp 10 dakika içinde arıyoruz sizi.” Aramadılar. Çünkü ben yalan söylüyordum.
Bir şeyi 1 söylersin 2 gelir. 3 söylersin 1 gelir. Bir söz söyler zehirdir, bir endişeni dile getirirsin "nereden dedim demez olaydım" der susarsın, yalan söylediğini düşünürler, yanlış söylerler, “istemiyorsan çık git”dir, "evet napıyoruz bitiriyoruz" dur, "kapıyı çekip çıkmak"tır, "artık bitsin" dir . Güzel ve doğru olan her şey “kendilerinin”dir. Düzgün konuşman “artislik”tir. Karşıdakini düşünmek “sana söyleneni kullanmak”tir. İhanettir. Doğruyu söylemek “can acıtmak”tır. Kabahatli olmaktır. Kavga etmemek, konuşalım anlaşalım demek “ibnelik”tir. Şikayet etsen “ağlama lan”, rica etsen “kısas” tır, “Seviyorum” dersin “yarım saat”tir.
Bu hikaye de öğretilen şudur: her şeyin kolay bir yolu vardır. Hiçbir şeyi tam olarak yapmak zorunda değilsin. Kurallara uymak birkaç “ beysiz misafir” in dışında kimse tarafından yapılması gereken bir şey değildir çünkü sonunda mümkün olan en seri şekilde durmadan konuşursan varacağın nokta kendi istediğin nokta olduğu bilinir ..
“Bunu yapabilir miyim” — yapma. “Bunu yapabilir miyim” — yapma. “Bunu yapabilir miyim” — yapma. Bunu yapabilir miyim” yap allah belanı versin. Neden? Çünkü bu hikayede çocukken bebekken ağlamasın diye istenilen her bok yapılmıştır. Önemli olan doğrunun ve aklın, bilimin gösterdiği şeyin yapılması değil, o an o kişilerin isteklerinin olmasıdır. Yeter ki sussun o çocuk dedirtirler. Anlık bir bireysel tatmin üzerinden hareket edilmeye zorlanan tüm eylemler, bunların bir araya gelişi, hiçbir zaman saygın bir karşılıklı iletişim yaratamayacak olması kimsenin umurunda değildir.
Bu hikayede, şeylerin ve sistemlerin birbirine derinden bağlı olan kavramlar olduğunu, her şeyin bir türlü birbirinden etkilendiğini, kolaborasyonun ve topyekünlüğün önemini bir türlü anlamayan, anca “olayları” yahut “dialogları” “bunu böyle yaparsam bilmemneye zarar verir” diye analiz edebilen kahramanların çıkmasını beklemek abesle iştigaldir.
Çünkü sonuçlar hiçbir zaman sizin tüm hayatınızı etkileyecek kadar büyük olamaz. Her şeyden yırtmanın bir yolu vardır.
“Beğenmiyorsan siktir git” derler. Çünkü önemli olan güzel bişeyler yapmak değildir. Adalet değildir. Sistemin yürümesi değildir. Önemli olan “ben”liğin olduğu gibi kalması ve kişisel tatminlerdir.
Kim böyle bir hikayeye şahit olmak ister ki? Benim gibi beyinsiz bir misafirden başka.
Not:Her şey alıntıdır. Hikayenin kendisi bile.
