Ortak bir yerde buluşmak ümidiyle iki farklı noktadan çıktığı bir başka yolun henüz daha başında anlamıştı aslında kavuşamayacaklarını. Bu kadar mola verip varış noktasına zamanında varması beklenemezdi. Zamansız bir varış ile varmamak arasında bir fark olmadığını çokça zaman önce öğrenmişti zaten. Önemli olan yolda olmak dedi tekrar kendine zerre inanmadan. Bir yudum daha aldı..Herhangi bir iki üç kadehin daha fazla önemli olmadığı noktada daha fazlasına gerek yok diye düşündü. Daha fazlasına gerek olmayan o yolun ilk çıkışında bir yudum daha aldı. Bir şeyden karşılıksız vazgeçmenin bedelini bir başka yola çıkarak ödeyeceğini biliyordu.
Hikaye hep aynıydı aslında. Bölüm sonunda hiç yenilmeyen ama hep kaybeden bir karakter gibi bir sonraki savaşı bekleyecekti. Bir savaşı kazanmak en az kaybetmek kadar felaket getirecekti. Sahte bir olgunlukta ortaya çıkan değersiz cesaretler kıymetli yalnızlıkların yerini alacaktı. Sonunda da bir DOST'un dediği gibi kimin kalbi varsa o acı çekecekti. Gurur ise duygularını gizlemesine yardım etse de acıyı hissetmesine engel olamayacaktı.
Düşünmek için gözlerini kapadığında, kimi sevmesi gerektiğini düşünmeye başladığı anda hiç kimseyi sevemeyeceğini hatırladı. Bir bar kuşunun belirli belirsiz fısıltısı yankılandı: "Yalnız kalma korkusu, insanın kendiyle yüzleşme korkusundan başka bir şey değildir. Yalnız kalmaktan daha korkunç şeyler de vardır. Mesela geç kalmak. Çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta".
Çok geçti.
Vazgeçti.
17 Haziran 2019 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

