12 Ekim 2015 Pazartesi

Çokça Çocuk Olmak

Hafta sonu doğduğum şehrin sokaklarında yürüdüm.. Çok şey değişmişti yıllar içinde.. Top oynadığım, düştüğüm, ağladığım, adının sonradan aşk olduğunu öğrendiğim duyguyu yaşadığım sokaklarda dolaştım.. Bilmiyor tabi çocukken insan ama hissediyor. adını koyamasa da hissi koyabiliyor yüreğine.. Adını hatırlayamadığım bir kız vardı bugünlerde alışveriş merkezi yapılan mahallede.. evime uzak olmasına rağmen sürekli görme umuduyla giderdim oraya.. görürdüm de çoğu zaman uzaktan.. bir gün bekledim sokakta.. koymuştum kafama oynayalım mı beraber diyecektim.. sonra apartmanın kapısında göründü bana doğru yürümeye başladı.. önce göremedi beni belki de sıradan biriydim o sokakta ama ben kararlıydım dikilecektim karşısına hadi diyecektim hadi oynayalım..dikildimde.. önce bir şey diyemedim sadece gözlerine baktım.. merhaba dedim sonra nasılsın.. iyiyim dedi şaşkın gözleriyle.. alt dudağı titriyordu..korktu herhalde diye düşünmüştüm önce..çok fazla zamanım yoktu ya ailesi görür de beni bir şey derse diye hızlıca söyledim..oynayalım mı beraber dedim burada oturmuyorum ama gelirim dedim. titreyerek olur dedi.. belki de korkudan dedi.. düşünmedim bunları çocuktum zaten neden düşüneyim ki.. bunu düşünene kadar çoktan sarılmıştım mutluluktan.. sonra utanıp garip bir hisle hızlıca uzaklaşmıştım oradan.. ben uzaklaşırken hala titriyordu.. oraya gitmedim bir daha.. bugün alışveriş merkezi olan o yere gittim.. bir sürü insan bir sürü bina bir sürü gürültü de olsa benim anımın üzerine dikilmiş, hiç biri bir anı kadar güzel değildi.. sanırım büyüdükçe insan derinlerinde unutmaya yüz tuttuğu anılarını daha net hatırlıyor.. nerede, napıyor acaba o kız diye hiç merak etmedim, merak ettiğim tek şey neden titrediğiydi..gülümsedim.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Yeterlilik Günlükleri I

 
Aslında hak etmediğinizi düşündüğünüz kelimeleri tekrar düşündüğünüzde nasıl da hak ettiğinizi görürsünüz. Bu kelimelere maruz kalmanın tek sorumlusu hak etmediğini düşünen bireydir. Çünkü bu birey belki de hak ettiğini düşündüğü bir başka bireyi hak etmediği biçimde içselleştirmiştir. Bu tek taraflı bakış açısıyla, ki bireyler bireysel kararlarını tek taraflı alırlar, bakacak olursak birey günün sonunda bunun hesaplaşmasını yaparken faturayı sadece kendisine çıkarmalıdır. Nasıl ki Adam Smith'in bireyler kendi faydasını maksimize etmeye uğraşsın böylece toplumun faydası maksimize olur önermesini yıllar sonra John Forbes Nash bireyler kendi faydalarını maksimize ederken toplumun da faydasını maksimize edecek şekilde kararı baştan almalıdır diye revize ediyorsa, siz yılları beklemeden Adam Smith ile başlayan yaşantılarınızı bir an önce Nash dengesine getirin. Benden söylemesi sonra yüzünüze vurmasın ifadesi ;)

2 Şubat 2015 Pazartesi

Kensizlik

 
Beni ben yapan biriktirdiğim bütün Ben'in parçalanışını acı içinde izliyorum diye geçirdi içinden. Yalnızlığının sonsuz özgürlüğü ve özgürlüğün sonsuz yalnızlığını özlemişti. Hangisini daha çok özlediğini anımsayamadı. Fark ettiği tek şey boşluktaki hiçliğe dokunmak için geçirdiği zamanlar artık çok gerilerde kalmıştı. Anılarını bile neredeyse hatırlayamıyordu. Hatırlayamadığı geçmişini bir kenara bırakıp anı düşünmek istedi. Yapamadı. Artık neyin, ne kadar ve neden gerekli olduğunu ayırt edemiyordu. Büyük bir orkestrada yanlış basılan tek bir nota kadar değersiz hissetti. Bırakmıştı kendini müziğin bütününe.. İnsanı korkutan sorular değil vereceği ya da veremeyeceği cevaplardır. Cevabından korkan insan kendinle vedalaşmıştır. Ve hiçbir şey insan ruhuna kensizlik kadar baskı yapamaz. Not: Kensizlik= İnsanın kendisiyle vedalaşması olarak tarafımca uydurulmuştur. Fotoğraf çokça alıntıdır.