
Sanırım yaşlanıyorum artık...Önceden keyif aldığım şeylerden yavaş yavaş kopmaya sıkılmaya ve yorulmaya başlayınca anladım bunu..birde artık atlet(ama kolsuz) giyebiliyorum ki benim için mucize denebilir..Geçenlerde kendimle yaptığım yüzleşmelerden birinde konu olarak "geçmişte ne kadar başarılıyım" başlığını seçmiştik..Ben dedim ki güzel yaşadım hızlı yaşadım ne bilim geldim gördüm yendim işte..Benden içerdeki ben dedi ki sana bir kaç soru sormak istiyorum sahip hazır mısın? dedim hazırım sor..dedi ki " 1)Kaç yaşındasın? 2)Hislerin çalışıyor mu? 3)Elinde ne var?..Ben sonra düşündüm bu soruları..ilk 2 sorunu cevabını bildiği için üçüncü soruyu asıl vurucu soru olarak sormuştu benimki..Hayır dedim hislerim ölmedi ama uzun derin bir uykuda artık..Ve evet geçmişim bana senin ima ettiğin anlamada bir şey kazandırmadı..Ama kazandırdıklarıyla uzaktan görmeden merhaba demeyi öğrendim, görmeden bakmayı,güldürmeyi,ait olduğumu hissetmeyi,canımı çıkarıp fırlatabilecek kadar cesur olmayı,belkide 12 yıl sonra tekrar sevebilme cesaretini göstermeyi öğrendim..Dedi ki" iyi de sahip Dale Carnegie'i bilirsin şöyle demişti "Asıl görevimiz uzaktaki belirsiz şeylerle uğraşmak değil elimizdeki belli olanla ilgilenmektir".Bu lafı söylememiş miydi sana şovalye olduğunu zannettiğin zamanlarda hatırlıyor musun? "Evet hatırlıyorum"..
"Değer taşıyan tek hikaye vardır, oda bedelini benim ödediğimdir."İşte Hikaye Size..
"yormadan sormadan seveceğim seni sadem
gönlüme sarmadan ya buna var mı müsaden
hiç durmadan yorulmadan
seni bekleyeceğim zaten
evime düşen bir kaç saç telin olmadan
ya buna var mı müsaden..."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder