18 Haziran 2013 Salı

5.Mevsim




















Büyümek ,yaş olarak bahsetmiyorum, bunun için geçen zamanla elde ettiğin bireysel gelişim, ürün de denebilir, arasındaki ilişki maksimum tepe noktasına ulaşmışsa genel bir algı olarak olgun olduğun söylenebilir. Kavun karpuz gibi yani .. aynı süre içinde aynı cinslerin kapladığı hacim kendi içinde büyükse daha cazip gelir alıcı tarafından. İşte bu en büyüğe ulaşma olgusu hep bu zamanı nasıl iyi değerlendirdiğinle ilgilidir aslında. Peki bu büyük kavunlar ve karpuzlar büyük olmasına rağmen lezzetli midir?.. İşte mevzunun başladığı yer tam olarak burasıdır. Gelmiş gitmiş ,kim bilir daha neler yapmış, toplumlarda en bilge kişi herkesten bir fazla bilen kişi olmuştur. Ama neyi daha fazla bilendir? Örneğin krem peynire tapan bir topluluğa kaşar peyniri ile ne söylerseniz söyleyin hiç biri la vache qui rit’nin aslında bir krem peynir çeşidi olduğu kadar etkili olmayacaktır. Ve kaşar peyniri ile ilgili bildiğiniz sayısız bilginin bir krem peynir bilgisi kadar değerli olmadığı bir yerde siz bir hiçsiniz. Yani sizin gidip kaşar peyniri şövalyelerini bir araya getirmeniz gerekiyor çünkü bu toplulukta siz ya büyücüsünüz ya da şeytan. Neyse buna bakarız bir ara. Konumuz kadın tonumuz pastel yolumuz uzun donumuz siyah sonumuz hayrolsun... Zamansız öten horozu keserler ya bende zamansız gelen zamanı kesmek istiyorum hayatımdan.. hem de öyle işaretli yerlerinden falan değil direk böyle kopara kopara.. Sanırım bazı inançlardan kolay kolay vazgeçilemiyor mevzu bahis olan ürünler değişse bile.. Ben daha az olgunken sofraya oturduğumuzda ekmekleri toplayıp elimin altına koyardım kimse yemesin diye. Çünkü benden iyi hiç kimse o sofrada özenle seçtiğim o ekmeği benim hissiyatımda yiyemeyeceğine inanıyordum. Onlar sadece karınlarını doyurmak için kullanacaklardı ben ise onlara yağ sürüp bir süre içlerine işlemesini bekleyip sıcaklıkları benim ağız sıcaklığıma eşitleninceye kadar sabredip bir emek harcayarak benimle bir bütün olmalarını istiyordum. Bazen sofrada ekmek kalmamıştır ya da azdır , bazense bir sürü ekmeğin içinden yemek istediğiniz sadece o bir dilim ekmektir. Şimdi düşünün ki sofrada ki son ekmeğe yağ sürmüşsünüz sabırla bekleyip ağzınıza götürüyorsunuz ve sofraya başka ekmek gelmesiyle ilgili herhangi bir inancınız ya da bilginiz de yok. Yani sofra evrenindeki tek ve yegane olan ekmek sizin elinizde. Ağzınıza götürmüşsünüz küçük bir ısırık almışsınız. Isırık o kadar küçük ve hızlı ki gerçekten var olduğunu söylemek bile çok zor. Tam bu sırada anneniz içeriden o seçilmiş gibilerden sıcak ve çok güzel bir dilim ekmek daha getiriyor sizin için. Şimdi yapmanız gereken 2 şey var. Ya elinizde daha birkaç saniye önce en değerli şeyin çok daha güzel bir alternatifini görerek elinizdekini bir kenara atmak, ya da elinizdekini bitirip diğerini yemek. İşte bu insan için verilmesi en zor karardır. Büyük ihtimalle yeni gelen ekmeği onunda büyük isteği üzerine yağı emmesi için çoktan yağlamaya başlamışsınızdır. Dayanılacak gibi değildir çünkü. Hipnotize olmuş gibi bakarsınız sonra tekrar bakarsınız sonra tekrar bakarsınız.. ne sofradan kalkabilirsiniz ne de son gelen o dilimi yememek gibi bir şansınız vardır.. Ne mi olur sonunda? Krem peynir diyarında kaşar büyücü olursunuz.. Kırmızı mat ruj sürmüş üzgün bir kadının gözleri , sonunu bilmediğin karanlık bir yolda donsuz hissettirir adamı.. Gökyüzü mavi olsa bile.. 5. Mevsime..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder