
Yükseldikçe azalıyordu insanın kendisine olan korkusu. Kara ne kadar az görünürse kendisini de o kadar az görüyordu. Vazgeçecek kadar uzakta olduğu zaman özlemeye başlasa da ilk defa gördüğü manzaranın güzelliği kendisini unutacak kadar değerliydi. Mutlak sessizliğin tek melodisi hayatı boyunca önemsemediği nefesi olmuştu. Bu kadar yakınken defalarca görmezden geldiği sıcaklığın artık çok soğuk olduğunu bilmek bile anlamsızdı. Kendisinden defalarca büyük bir mavinin gözlerinin altında olması ne kadar şanslı olduğunu hissettirdi. Her ne kadar sahip olmak istese de tekrar bakınca sadece bakabileceğini anladı. Elini uzatsa dokunamazdı. İçine çekse çekemezdi. Yapabileceği tek şey bakabilmekti. Sahte bir dünyanın penceresinden unuttuğu kendisinin suretinde kalan yalnızlığına..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder