17 Mayıs 2009 Pazar

Acemilik Evresi


















Hayattaki en zor şey herhangi bir şeyin 0`indan 1`ine çıkmaktır. Ya da daha genel bir deyimle başlamak..Bitirmekte zordur aslında başlamak kadar fakat herhangi bir olayın sonuçlarını pek önemsemediğimiz bir toplumda bunun sadece göz ardı edildiği düşünülürse benim başlangıcım bir üstadın kelimelerinden alıntı olacaktır..Prof. Richard Feynman`dan.. Feynman kuantum mekaniği ile ilgili verdiği bir konferanstaki açılış cümleleri.. ` Fizik yasalarının özelliklerini bilmek istiyorsanız, bu özel konunun anlatılması zorunludur. Bu zor olacak. Ancak gerçekte bu zorluk psikolojik. Kendinize sürekli " ama bu nasıl olabilir " diye sormanızın yarattığı sıkıntıdan kaynaklanır. Sorduğunuz her soru, onu anlaşılmış bir şeyler cinsinden görmek arzusunun dışa vurumudur. Onu alışılmış bir şeye benzeterek açıklayacak değilim. Yalnızca açıklayacağım. Bir zamanlar gazetelerde " Görecelik " teorisinin sadece on iki kişi tarafından anlaşıldığı yazılmıştı. Hiçbir zaman öyle bir dönem olduğunu sanmıyorum. Onu yalnız tek bir kişinin anladığı bir dönem olabilir, çünkü, daha kaleme almadan önce bu teoriyi fark eden kişiydi o. Ancak onun çalışmalarını okuyan birçok kişi Görecelik teorisini şu veya bu şekilde anladı. Buna karşın, kuantun mekaniğini kimsenin anlamadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu nedenle, anlatacaklarımı gerçekten anlamanız gerektiğini düşünerek dersi ciddiye almayın; Gevşeyin ve keyfini çıkarın. "

Herkesin her şeyi anlama zorunluluğu olmasa da keyfini çıkartma lüksü vardır. Son zamanlarda aklıma takılan bir şey var. Bunu biraz daha gerçekçi bir örnekle aktarmak isterim.

Biri ilginizi çok çekti ve ona bakıyorsunuz ilgilendiğinizi belli ediyorsunuz.. Eğer bu kişi sizin ona baktığınızı biliyorsa davranışı aynı kalır mı ya da kalmaz mı? Gözlemlenen birey ya da herhangi bir şey acaba bakmadığınız zamanda aynı davranışı sergiliyor mudur?.. En görgülü kişi yalnızken esnerken bile ağzını kapatan kişiyse bu kişinin gerçekten en görgülü kişi olduğunu nasıl bilebiliriz ki gözlemlemeden? Kaldı ki bu gözlem tezin temelinde yatan yalnızken ki kısmını çürütürse?.. Bütün insanlık gözleniyorsa eğer bizim bu davranışlarımız gözlemlenen davranışlarımız mıdır yoksa gözlemlendiğini bildiğimiz için takındığımız tavır mıdır?..

Aslında soru şu: Bizi izleyen ya da izleyen ihtimalinin olmadığı düşünülürse o zaman evren sadece insanların yaşaması için çok büyük bir yer kaybı değil midir? Minimize edersek dünyadaki her şeyin bir şekilde işe yaradığı bir döngünün parçası olduğu bilinir. Ben bir şeyin parçasıysam parçası olduğum şeyi neden bulamıyorum acaba:))))Var olmak beni parçası yaptığı bütünün diğer yarısı mıdır...?

Son sözlerim yine bir fizikçiden gelsin..

`İnsanın kendisi, doğasından gelen sınırlamalar ve yetersizlikleri olan kimliğinden özgür hissettiği anlar vardır. Böyle anlarda, küçük bir gezegenin bir noktasında, ebedi, anlaşılmaz olanın soğuk ama derinden etkileyici güzelliğine, hayretler içinde bakarak durduğunu hayal eder; yaşam ve ölüm içine akar ve ne evrim ne de kader yoktur, yalnızca var olmak vardır `EINSTEIN..

İlk Not: Bu satırlarla buluşmamı sağlayan ESRArengiz insana teşekkürlerimi sunarım..

İkinci Not: Bu yazıdaki fotoğraf alıntıdır.


2 yorum: