4 Haziran 2011 Cumartesi

Hüzün














Hüznün olduğu yerde en az bir kadın mutlaka vardır. O kadın ya bunu bizzat yaşar ,ya yaşatır ya da yaşattırır. Bu duygu diğer kavramlar gibi insan tarafından merak edilip keşfedilmemiştir. Yaradılışta vardır. Tanımlanamaz, anlat derseniz birine size anlatamaz. Görebilmek için bakmak yetmez, anlamak için kalbe ihtiyacınız vardır. Acıya dönüşürse bitirir insanı. Acı bedeni sarar , insanı ele geçirir. Uykudur bu duygunun ilacı uyanana kadar. Öyle bir zamanlaması vardır ki beyniniz uyandığı vakit vücudunuz hazır değilse bile uyanmaya, o uyanır. O an insana asırlardır bu duyguyla yaşıyor gibi gelir. Gözünüzü açtığınız vakit başlar bu azap. Kalbiniz sıkışır.. uyandığınıza lanet edersiniz en kötü kabusu görüyor olsanız bile. Acı çekerek uyanırsınız.. mezardır o an yatağınız canlı canlı gömüldüğünüz. Yine bir kadındır yardımınıza koşan. Bir kadının karanlığını başka bir kadının aydınlığı dağıtır. Çoğunlukla tersine işler.. Acıların sonunda ortaya çıkıverir. Artık acı bile canınızı acıtmazken, bedeninizde kalan son enerjinin dönüştüğü haldir. Uyuşmuş bedende, titrek dudaklarda, kurumuş gözlerde, donuk bakışlarda ben buradayım der. Hüzün büyümüş acılarımızdır. Dışarıdan bakıldığında görülen sadece geçmekte olan bir bulutun gölgesidir. Hüzünlü biri bunları yazamaz.. Tarif edecek durumda değildir duygunun kendisini. Fakat en güçlü haldedir yazmak için hikayesini. mehmetsameterdem Not: Fotoğraf alıntıdır.

2 yorum:

  1. Hüzün, acıların büyümesi ise peki acıdan arta kalan?

    YanıtlaSil
  2. gözyaşı ve tecrübe..aslında bana göre arta kalan diye bir şey yok bittikten sonra acı kalan başka bir sensin çünkü bu kalan değil yeni bir benliktir.

    YanıtlaSil